Bugün ne oldu?
  Ahmet Taşgetiren  
 
 
  Fikir Köşesi
  Tüm Yazılar
  Tüm Yazarlar
  Yazarın Tüm Yazıları
  Tüm Şiirler
  Yazarın Özgeçmişi
 
Vitrin Biz
 
  Kumpas ve kumpas!
  Camia’nın medyası haberi “Hizmete kumpas” başlığı ile veriyor. Hadise, il emniyet müdürl...
  Yazının Devamı »
 
  ‘Kürtler arası barış’ tema’sı
  “Kürtler arası barış” ifadesini, Orhan Miroğlu’nun STAR’daki dünkü yazısından ödünç alıyor...
  Yazının Devamı »
 
  Sürecin Riski
  Diyarbakır’da “Çözüm Süreci Çalıştayı”nın yapıldığı günlerin, bir yandan “yol kesmeler”e b...
  Yazının Devamı »
 
  Psikiyatrik bir program
  CNN Türk, Enver Aysever, Prof. Dr. Nevzat Tarhan. Bu isimler nasıl bir bileşkeyi ortaya ko...
  Yazının Devamı »
 
 
 
 
izlenme: 1808 
|
İnsanca bir düzen için...
Lonca Doğalgaz

Erbakan “Adil düzen” diyordu. Ecevit “İnsanca hakça bir düzen” istiyordu. 

Demirel’in partisinin adı “Adalet” idi.

Erdoğan’ın partisinin adında da “Adalet” var.

Türkiye 2014’te Soma faciası ile karşı karşıya geldi.

Ne bu?

Ev kredisini ödeyebilmek için insanların her türlü şart altında çalışma mecburiyeti hissettiği bir Türkiye. Ve büyük şehirlerde trilyonluk bedeli bulunan rezidansların peynir ekmek gibi satıldığı bir Türkiye.

Adaletsizlik mi bu?

Ekonomi üzerine yazanlar, insanların “Ev sahibi olma”yı düşünebilir hale gelmesini yine de bir gelişme seviyesi olarak görebilirler. “Dün karnını doyurabilmek için her türlü şart altında çalışmayı göze alırdı insanlar” denebilir. Hatta Türkiye’nin bazı yerlerinde hala “Sadece karnını doyurmak için” çalışanlar bulunduğu da bir vakıa. 

İşsizlik Türkiye’nin yakıcı bir sorunu. Amerika’dan Almanya’ya en gelişmiş ülkelerin de sorunu.

İnsanlar işsizliğe tahammül yerine, cehennem gibi ısınan maden ocaklarında karbonmonoksit soluyor olmanın farkında olmadan çalışmayı tercih edebiliyorlar. Sendikanın sendika olmaktan çıkmasını, iş riski ve ücret pazarlığı yapmayı akıllarına bile getirmemeyi tercih edebiliyorlar. 

Sovyet Sosyalizminden geriye ne kaldı? Adalet mi? İşçiler için cennet mi? Yoksa eski politbüro üyeleri içinden çıkmış süper milyarderler mi? Ve “İşçisin sen işçi kal” sloganları mı? 

Güney Kore kalkınma modeli nasıl?

Ya Çin kalkınma modeli?

Çin’de, süper lüks malların satıldığı mağazalar var. Acaba 1.5 milyarlık nüfus içinde yüzde kaç Çinli o mağazalardan alışveriş yapabiliyordur ve yüzde kaçı, açlık sınırının altında bir hayat sürüyordur?

Türkiye’nin dev gibi sorunları var.

İşsizlik bu sorunların başında geliyor.

Çalışanların iş güvenliği hakeza.

İşçilerin ücret pazarlığı yapabilme zemininin ortadan kalkmış olması hakeza.

Düşük işçi ücretleri ile üretilen Çin malları ile rekabetin zorluğu hakeza.

Türkiye’nin cari açığı, borçlanmaları, ödediği borç faizleri ve bundan işsizlerin payına bile düşen yükler...

Küresel kapitalizmin bedelleri, İslam dünyasına tanınan örtülü sömürge statüsü ve onun yansımaları.

Üst ste binen o kadar sorun var ki ve onun içinden çıkan insanın azaldığı hesabın arttığı düzen.

“Bu düzen değişmeli!” Evet.

Bunun yerine insanca hakça bir düzen kurulmalı, evet.

Devlet insanı öncelemeli, evet.

Sorun şu: Oraya nasıl gideceğiz?

Tayyip Erdoğan’a, “Senin inançların faizli bir yapıyı yasaklıyor, sen neden ondan kurtulmuyorsun?” gibi bir soru sorulabilir. Aynı soru merhum Erbakan’a da sorulabilirdi. Ah ne kadar isterdi Erbakan bunu.

Ama tüm bunlar, yılları, belki on yılları bulacak bir mücadeleyi gerektiriyor ve o mücadeleye dayanıklı bir toplumsal - siyasal yapıyı. Bazen oralara gitmek isterken yerel ve uluslararası yol kesiciler çıkıyor ve yere kapaklanıyorsunuz. “Havuz sistemi” geliştirmeye çalışan Erbakan’a karşı faiz lobisinin nasıl yok etme savaşına soyunduğunu unutmak mümkün mü? Ecevit’i acaba Kıbrıs mı yedi yoksa haşhaş konusunda Amerika’ya direnişi mi? Demirel’in yaşadıklarında Amerika’yı Rusya ile dengeleme girişiminin etkisi olmuş mudur?

Tayyip Erdoğan’a karşı yürütülen kampanyalar, ülke içinde - dışında bazı şeyleri başaramamış olmasının faturası mı, bazı şeyleri başarmaya çalışıyor olmasının mı?

On tane Soma olsa ve Tayyip Erdoğan onun altında kalsa bazıları bayram edecekler.

Türkiye ekonomisi çökse, faiz yükselse, işsizlik dağ gibi çökse ülkenin üzerine, enflasyon tırmansa ve Tayyip Erdoğan altında kalsa bayram edecekler.

Doğu-Güneydoğu’da savaş devam etse ve bedeli Erdoğan’a ödetilebilse bayram edecekler.

Oysa Erdoğan’lar geliyor, gidiyor ve biz Türkiye olarak, benzeri sorunlarla boğuşmaya devam ediyoruz. Amerikan kapitalizmi de “Evsizler sorunu”nu halledemedi.

Erdoğan olmasa ve yarın Soma madenleri yeniden çalışmaya başlasa, bin kişinin alınacağı madene 10 bin kişinin başvurması işten bile değildir. İşçilerin, oraya girmekte bir öne geçmek için torpil kullanması bile işten değildir. Bunun ölüm yolculuğu anlamına geldiği ihtimali çok yüksek olsa da...

Küresel kapitalizm bizi de vuruyor, dünyayı da.

Bu karabasandan nasıl kurtulunacak? Bu, insanlık çapında bir soru. Bunun cevabını bulabilene aşk olsun. (STAR)

 
Eklenme Tarihi: 21/05/2014
 
 
Yazılarla ilgili tüm hukuki sorumluluk yazıyı yazan kişiye aittir.
 
 
geri dön
Haberler
sayfa başı
Haberler
tüm yazılar
Haberler
yazdır
Haberler
tavsiye et
|
Yazıya Yorum Bırakın
  SON EKLENEN YAZILAR
Fındıkta Kötü Gidişatın Nedenleri 21/09/2017
Tuşların Arkasındaki Yabancı Tehlike 02/10/2016
Düzce Ticaret Sanayi ve Komedi Odası 26/09/2016
Erken Seçimde Dengeler Değişmez! 01/10/2015
1 Kasım’da istikrar Kazansın… 19/09/2015
Aşk Herşeyi Affeder mi? 12/05/2015
Madde Bağımlılığı ve Aile Dinamiği 07/11/2014
Her Türk Asker Mi Doğar? Cinsiyet Rollerinin Militarizasyonuna Hayır! 24/09/2014
Benim Duygularım 14/08/2014
Düzce'de Sosyal Hayat Ölmek Üzere 26/07/2014
26/07/2014 24/07/2014
25/07/2014 24/07/2014
24/07/2014 22/07/2014
23/07/2014 22/07/2014
22/07/2014 21/07/2014
21/07/2014 21/07/2014
20/07/2014 21/07/2014
19/07/2014 21/07/2014
Amerika'nın İzin Verdiği Kadar "ONE MİNUTE" 19/07/2014
18/07/2014 17/07/2014
 
 
tüm yazılar