|
17 martta malum bir gazete yayımlanan röportajı hepimiz okuduk, gördük. Fethullah Hocamızın bu zamana kadar hiç 2 ceketi olmadığını dünkü o yazı da öğrendik. Eminim sizler de benim üzüldüğüm kadar üzülmüştürsünüz bunu duyunca.
Ne kadar muazzam bir durum, bir o kadar da acıklı ve dramatik. Ömrünü İslam’ a adamış bir adam, yıllarını bu davaya vermiş bir veli, bu dava uğruna kendini adamış bir mücahit; dünyevi davaları geride bırakmış bir garip, bir mazlum, bir aciz. Ne kadar ibretlik bir yaşam hikayesi değil mi? Tıpkı kitaplarda okuduğumuz; ninelerimizden, dedelerimizden dinlediğimiz menkıbelerdeki yaşam öyküleri gibi. Ömrünü irşada, cihada adamış, bu yolda bir çok eziyetler çekmiş, yurdundan olmuş, memleketinden göç etmiş ;ama davasından hiç mi hiç vazgeçmemiş bir Allah dostları, peygamber aşıkları gibi. Tıpkı o menkıbelerdeki gibi değil mi? Tıpkı çok azı hakkında bilgi sahibi olduğumuz veliler, evliyalar. Bizi bir bakıma o menkıbelerdeki hayatları hatırlatan, bizi o zamanlara alıp götüren duygulandıran, hüzünlendiren bir yaşam hikayesi adeta. Evet dediğinizi duyar gibiyim. Evet, ama nasıl bir evet? Gerçekten de o velilerin peygamberlerin hayatlarından, onların çektiği çilelerden bir farkı yok manasında bir EVET mi; yoksa utanmadan, kendini o Allah dostlarıyla aynı kefeye koyup, bir acıtasyon ve algı politikasıyla insanları etkilemek için bu tür hikayeler uydurup, insanları hala kandırmaya çalışıyor manasında bir EVET mi? Tabiî ki de ikincisi bence. Acaba, hoca efendi bunları söylerken nasıl bir hayal dünyasında yaşıyordu ve nasıl bir beklentisi vardı? Gerçekten de insanların karşısında yerlere düşmüş, hatta yerlerin dibine girmiş itibarını bu sözlerle geri kazanacağını mı sanıyordu? Gerçekten de inanıyor muydu dersiniz? Desenize inanmasa neden böyle şeyler söylesin… Ama artık bilmiyor ki cemaatin içinden ya da dışından olan bir çok insan, ona beklediği, umduğu nazarla bakmıyor. Artık maymunun gözü açıldı, kör gözler görür, lal dudaklar konuşur, duymayan kulaklar duyar oldu. Bizleri artık bu yalanlarınla kandıramazsın hoca. Kanada’ da Hıristiyan okullarına 2,2 milyon dolar bağış yapıp, İsrail’ e binlerce dolar yardım yapıp, ABD deki onlarca vakfa onlarca partiye milyonlarca dolar yardımlar yapıp da benim hiç iki ceketim olmadı deyip bize yutturamazsın hoca. Yurtlar, okullar, dershaneler açıp; öğrencileri senetle bağlayıp, gelseler de gelmeseler de çatır çatır milyarları alıp da benim hiç iki ceketim olmadı deyip bize yutturamazsın hoca. En ufak şehirde 100 lerce ev kurup; kirasına, kalan sayısına bakmadan, öğrenci başı yüzlerce lira toplayıp, paraları havuzlara akıtıp da benim hiç iki ceketim olmadı deyip bize yutturamazsın hoca. Esnaf abi dediğiniz gönlü güzel, temiz yürekli insanlardan, durumu olmayan öğrencilere yardım diye paralar toplayıp , aylık ücretlerini veremeyen öğrencileri yurtlarınızdan, evlerinizden atıp da o toplanan paraları cebinize indirip, benim hiç iki ceketim olmadı deyip bize yutturamazsın hoca. Gazeteler dergiler çıkarıp; evinde, okulunda, yurdunda, çevrende, yakınında olan insanlara zorla 2-3-4 tane zimmetleyip, zorla satıp, en yüksek tirajları yakalayıp da benim hiç iki ceketim olmadı deyip bize yutturamazsın hoca. Dünyanın dört bir yanına okullar açıp, İslamiyet’ i ve Türkçeyi yayıyorum yalanıyla, CIA yı bölgelere sokup,vakıflar kurup kara paralarını aklayıp, dünyayı sömürüp de benim hiç iki ceketim olmadı deyip bize yutturamazsın hoca. Afrikalardan sömürüp de getirttiğin ananasları soymadan midene indirip de benim hiç iki ceketim olmadı deyip bize yutturamazsın hoca. Amerikalar’ da, ormanın içinde, binlerce dönüm arazi üzerine kurulmuş köşklerde, korumalarınla yaşayıp, lüks arabalara binip de benim hiç iki ceketim olmadı deyip bize yutturamazsın hoca. Türkiye'de yüzlerce dershane, öğrenci yurdu, özel okul, 110 üniversite, 1 banka, 1 sigorta şirketi, dünyanın 160 ülkesinde özel okul, Türkiye'de üç yayın grubu, 17 işadamı derneği ve 200 vakıfla benim hiç iki ceketim olmadı deyip bize yutturamazsın hoca. Bundan sonra bize hiçbir şeyi yutturamazsın hoca. |