|
İSLAMDA YALAN HARAMDIR HADİS: Hz. Enes anlatıyor; Resulullah(s.a.v) şöyle buyurdu: “İnsanların üzerine öyle bir zaman gelecek ki dininin gereklerini yerine getirme konusunda sabırlı,dirençli davranıp müslümanca yaşayan kimse avucunda ateş tutan kimse gibi olacaktır.”(Tirmizî, Fiten,73; Ebu Davud, Melahim,17). Değerli okurlarım yukarıdaki hadis-i şerifte peygamber efendimizin buyurduğu gibi bugün islamı yaşamak elinde ateş tutmaktan daha zor hale gelmiştir. Yalanın olmadığı hiçbir yer, hiçbir kurum, hiçbir mekan kalmamıştır. maalesef yalan söylemeyen kişide kalmamıştır. Doğruyu söyleyen enayi yerine koyulup kullanılmakta doğru söyleyen çok ağır bedeller ödemektedir.Mesela borcuna sağdık olmayan kişi sizden para istediğinde param var ama sana veremem deseniz gücenmek te ,param yok deseniz yalan söylemiş olmaktasınız. Para verseniz paranız geri gelmemektedir. Bunun gibi hayatımızın her anında Allahın emirleri ile imtihan olmaktayız.Müslümanın işi bugün gerçekten çok zordur. Rabbim bu imtihanı geçmeyi bizlere nasip eylesin. Bırakın yalan söylemeyi bugün çok rahatlıkla iftiralar atılmakta , hatta günahların en büyüklerinden olan yalancı şahitlik yapılarak. Beş kuruşluk çıkar için masum insanların şeref ve namuslarıyla oynanmakta, suçsuz yere yıllarca hapis yatmalarına sebep olunmakta, nice yuvalar yıkılmaktadır. İlerde iftira ve yalancı şahitlik konusuna değineceğiz . Yalancı şahitlik yapmadığım için mahkemede doğru söylediğim için nasıl büyük bedeller ödediğimi sizlerle paylaşacağım.İnşaallah YALAN: kişinin gerçeği saklayıp, bildiğinin aksini söylemesidir. Yalan, çok çirkin bir huydur. Dinimiz İslam yalanı haram kılmış ve şiddetle yasaklamıştır. Yalan’ın en büyük kötülüğü; insanı, Allah(cc)’ın rızasından uzaklaştırıp cehenneme götürmesidir. Ayrıca yalan, insanları birbirine düşürür, güven duygusunu yok eder, toplum içinde karışıklıklara sebep olur; dostlukları yıkar,yerine düşmanlık tohumları eker.Yalan ergeç ortaya çıkacağından,yalancılar kendilerine güvenilemeyen, saygı duyulmayan ve sevilmeyen insanlar durumuna düşerler. Kısaca yalan, insanı dünyada da, ahirette de felakete sürükler. En önemli büyük günahlardan birisi de, "yalan" söylemektir. Bu günah da maalesef çok büyük, tehlikeli ve önemli olmasına rağmen insanlar arasında en yaygın günahlardan birisidir. Yalancılığın ne kadar kötü ve büyük bir günah olduğunu açıklamadan önce İslam'da dürüstlük ve doğruluğun önemi üzerinde biraz durmak uygun olacaktır. İslam açısından her şeyde doğru olmanın ve doğru söylemenin ne derece önemli olduğunu Kur'an'ın bir çok ayetinden anlamak mümkündür. Kur'an-ı Kerim nerede bir peygamberi övmek istemişse, onun çeşitli sıfatları içerisinde özellikle doğru olduğu ve doğru söyleyen birisi olduğu üzerinde vurgu yapmıştır. Kur'an-ı Kerim Allah'ın Halil-i (dostu) put kıran İbrahim (a.s)'ı bu sıfatla anmış, pak ve iffetli Hz. Yusuf'u (a.s) bu sıfatla övmüş, Hz. İsmail'i (a s) doğru söyleyen birisi olarak tanıtmış. Hz. İdris'i (a.s) bu sıfatla methetmiş ve kısacası Peygamberler ve Allah velilerinden söz ederken doğru konuşmayı onların en bariz ve önemli sıfatlarından birisi olarak ön plana çıkarmıştır. İmam Sadık (a.s) buyuruyor ki: "Allah (azze ve celle) bütün Peygamberleri doğru söylemek ve emanete hıyanet etmemek emri ile gönderilmiştir." Yine İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmaktadır: "Kişinin namaz kılıp oruç tuttuğuna aldanmayın. Çünkü namaz ve oruç onun için bir alışkanlık haline gelmiş olabilir. İnsanları doğru söylemeleri ve emaneti eda etmeleriyle tanıyın." Yine şöyle buyuruyor: "Dili doğru söyleyenin ameli de temiz olur. Resul-i Ekrem (s.a.a) de doğru konuşup emaneti eda eden kimselere şefaat vaad etmiştir. Hz. Ali'ye ettiği vasiyetlerin başında da doğru söylemek gelmektedir." Hz. Ali (a.s) da şöyle buyurmaktadır doğruluk hakkında: "Her zaman doğru konuşun; çünkü o kurtarıcıdır." Bunlar İslam'ın doğruluğa verdiği önemi açıkça ortaya koymaktadır. Fakat bundan da önemlisi İslam'ın yalan ve yalancılık hakkında yaptığı tehdit ve sınamalardır ki onlara dikkat edildiğinde bu günahın ne kadar büyük ve önemli olduğu anlaşılmaktadır. Kur'an-ı Kerim yalancıları Allah'ın ayetlerine iman etmeyen ve Allah'ın hidayetinden mahrum kalan kimseler olarak tanıtmaktadır. Onların akıbeti hakkında da şöyle buyurmaktadır: "Kıyamet günü Allah'a karşı yalan söyleyenlerin yüzlerinin kapkara olduğunu görürsün." Evet yalan söylemek insanın fıtratına ters düşen bir şeydir. Zira çocuklar dahi yalan söyleyenden hoşlanmazlar ve rahatsız olurlar. En ufak bir çocuğa dahi gel sana elma vereyim deyip de geldiğinde vermezsen senden nefret eder. Bütün semavi dinlerde bile yalan en şiddetli şekliyle kötülenerek kınanmıştır. Bu günah görünüşte basit, hiçbir zorluğu olmayan, her hangi bir masrafı ve harcı olmayan, her mekan ve zamanda kolayca işlenebilen, fakat batında çok büyük ve önemli olan bir günah olduğu için, insanın son derece dikkatli olması gerekir. Evet yalanın ne kadar büyük olduğunu şu hadislerde görebiliriz: On birinci İmamımız İmam Hasan Askeri (a.s): "Eğer bütün kötülük bir evde toplanırsa, o evin anahtarı yalan söylemektir." Resul-i Ekrem (s .a .a): "Bir mümin korkak ve cimri olabilir, ama yalancı olamaz." Hz. Ali (a .s): "Bir insan, yalanın ciddisini de şakasını da terk etmediği müddetçe, imanın tadını hissetmez." İmam Bakır (a.s): "Yalan imanı tahrip edip yıkar." Resul-i Ekrem (s.a.a): "Kurtuluşunuzu yalanda görseniz dahi ondan uzak durun; çünkü onda helak olmaktan başka bir şey yoktur." Evet İslam yalancılarla arkadaş olmayı bile yasaklamıştır. Hz. Ali (a.s): "Müslümana yalancıyla arkadaş olmak yakışmaz. İmam Zeynülabidin (a.s) oğlu imam Bakır'a (a.s) şöyle vasiyette bulunmaktadır: "Sakın yalancıyla dost olma; o, serap gibidir; yakını uzak, uzağı yakın gösterir. YALANIN SONUÇLARI Evet kötülüklerin kaynağı olan bu büyük günahın eserlerini ve sonuçlarına da dikkat etmeliyiz ve aşağıda bu sonuçlara kısaca değinmek istiyoruz. 1- Nifak (iki yüzlülük): Hadis-i şerifte şöyle buyuruyor: "Yalan insanları yavaş yavaş iki yüzlülüğe ve münafıklığa götürür." 2- Değersizlik: Yalan, toplum arasında insanın değerini düşürür ve kimsenin ona güveni kalmaz. Hz. Ali (a.s) şöyle buyuruyor: "Yalancıların ilminden fayda gelmez." 3- Hayasızlık: Yalancı adam rezil olduğu için artık hürmetleri korumaz ve hiçbir şeyde haya etmez. Hz. Ali (a.s) şöyle buyuruyor: "Yalancı adamın hayası olmaz." 4- Başkaları hakkında kötü düşünmek: Yalancı adam kendisi yalan söylediği için başkalarının da kendisine yalan söylediğini zanneder 5- Vicdanı önünde mahçup olmak: Yalancı adam söylediği her yalandan sonra vicdan ateşinde yanıp durur ve huzur görmez. 6- Sürekli korku, kaygı ve ıstırap içinde olmak: Günahkar sürekli yalanının ortaya çıkıp rezil olacağından korktuğu için, hep korku ve ıstırap içinde yaşar. Onun için sevgili Peygamberimiz (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Doğruluk, rahatlık ve huzur vesilesidir; yalan ise şüphe ve ıstırap vesilesidir." 7- Tahkir olmak ve aşağılanmak: Bazen yalancıyla dalga geçilir; "Hadi bir yalan uydur da bizi biraz eğlendir…" 8- Rezil ve rüsva olmak: Evet toplumun içerisinde rezil olmak yalanın en önemli ve acı sonuçlarından birisidir. Kur'an-ı Kerim şöyle buyuruyor: "Allah, bir gün, sakladığınız yalanları ortaya çıkaracaktır." YALAN SÖYLEMENİN SEBEPLERİ Evet yalanın önemini ve sonuçlarını kısaca öğrendik. Şimdi yalan söylemenin sebeplerini de kısaca öğrenelim ki böylece bu hastalığın sebeplerini teşhis edip onu tedavi etmeye çalışalım. Acaba bizi neler yalan söylemeye itebilir? 1- Yersiz utangaçlık ve çekingenlik: Bazı kimseler, bazı şeylerden dolayı yersiz yere utandığı için yalan söylüyor ki bu utangaçlığının önünü alsın. Halbuki hadis-i şerifte de beyan edildiği gibi bu tür utangaçlıklar akılsızlıktan başka bir şey değildir. 2- Hased ve kin: Birine karşı hasedi ve eski bir kini olduğu için onun hakkında yalan söylüyor. Onun iyiliklerini örtmeye veya tersine yorumlamaya kalkışıyor ve ona yersiz kusurlar bulmaya çalışıyor. 3- İmanın zayıflığı: Allah'tan korkmadığı ve onu kendisine hazır ve nazır görmediği için yalan söylüyor. Halbuki bütün söylediklerinin kaydedildiği ve hepsinden hesaba çekileceğini bilir ve inanırsa ister istemez yalandan kaçınır. 4- Kendini temize çıkarmak: Bazen kendi kusurlarını örtmek ve kendini suçsuz göstermek için yalana yelteniyor ve suçu başkalarının boynuna yıkmaya çalışıyor. Şu cümleleri çok duymuyor muyuz?: "Benim dersim iyiydi ama, öğretmen bana gıcık gittiği için zayıf aldım!" "Gücüm az değildi ama, düşman çoktu!" "Ben iyi çalıştım ama, sınav çok zordu!" Ve benzeri bahaneler… 5- Şaka ve eğlenme: Bir çok zaman yalan şakadan başlar ve azar azar artar ve ciddileşir. Bu yüzden İmamlarımız, yalanın şakasından da ciddisinden de sakındırmışlardır Resul-i Ekrem (s.a.v) buyurmuştur: "Halkı güldürmek için yalan konuşan kimseye yazıklar olsun, yazıklar olsun, yazıklar olsun!" 6- Kendinde bir eksiklik hissetmek: Bazıları aşağılık kompleksine kapılarak eksikliklerini tamamlamak için yalan söyler ve kendilerini daha iyi göstermeye çalışırlar. 7- Makam ve mal hırsı: Bir çokları yalan konuşmadan makam veya servete, paraya pula erişemeyeceklerini gördükleri için yalan konuşuyorlar. Tarihte ve günümüzde örnekleri çoktur. Semure bin Cündep adlı bir güya sahabi Muaviye zamanında dört yüz bin dirhem alarak Hz. Ali'nin hakkında Resulullah'ın yatağında hicret gecesi yattıktan sonra nazil olan "İnsanlardan bazısı Allah'ın rızasını kazanma karşılığı canını satar." Ayetinin, Hz. Ali'yi şehit eden İbn-i Mülcem hakkında nazil olduğu hadisini uydurmuştur! YALAN HAKKINDA AYETİ KERİMELER Bakara(*) Sûresinin 10 . Ayetinde AYET: ''Kalplerinde münafıklıktan kaynaklanan bir hastalık vardır. Allah da onların hastalıklarını artırmıştır. Söyledikleri yalana karşılık da onlara elem dolu bir azap vardır''. Bakara Suresinin 39 . Ayetinde AYET: ''İnkâr edenler ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte bunlar cehennemliktir. Onlar orada ebedî kalacaklardır.'' Bakara( Sûresinin 87 . Ayetinde AYET: ''Andolsun, Mûsâ’ya Kitabı (Tevrat’ı) verdik. Ondan sonra ardarda peygamberler gönderdik. Meryemoğlu İsa’ya mucizeler verdik. Onu Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. Size herhangi bir peygamber, hoşunuza gitmeyen bir şey getirdikçe, kibirlenip (onların) bir kısmını yalanlayıp bir kısmını da öldürmediniz mi?'' Bakara Sûresinin 102 . Ayetinde AYET: ''Süleyman’ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak) küfre girmedi. Fakat şeytanlar, insanlara sihri ve (özellikle de) Babil’deki Hârût ve Mârût adlı iki meleğe ilham edilen (sihr)i öğretmek suretiyle küfre girdiler. Halbuki o iki melek, “Biz ancak imtihan için gönderilmiş birer meleğiz. (Sihri caiz görüp de) sakın küfre girme” demedikçe, kimseye (sihir) öğretmiyorlardı. Böylece (insanlar) onlardan kişi ile karısını birbirinden ayıracakları sihri öğreniyorlardı. Halbuki onlar, Allah’ın izni olmadıkça o sihirle hiç kimseye zarar veremezlerdi. (Onlar böyle yaparak) kendilerine zarar veren, fayda getirmeyen şeyleri öğreniyorlardı. Andolsun, onu satın alanın ahirette bir nasibi olmadığını biliyorlardı. Kendilerini karşılığında sattıkları şey ne kötüdür! Keşke bilselerdi.'' Âl-i İmrân Sûresinin 11 . Ayetinde AYET:' '(Bunların durumu) Firavun ailesinin ve onlardan öncekilerin durumu gibidir: Âyetlerimizi yalanladılar. Allah da onları günahlarıyla yakaladı. Allah azabı çok şiddetli olandır.'' Âl-i İmrânSûresinin 61 . Ayetinde AYET: ''Sana (gerekli) bilgi geldikten sonra artık kim bu konuda seninle tartışacak olursa de ki: “Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı çağıralım. Biz de siz de toplanalım. Sonra gönülden dua edelim de, Allah’ın lanetini (aramızdan) yalan söyleyenlerin üstüne atalım.” 12 Âl-i İmrân Sûresinin 75 . Ayetinde AYET: ''Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yüklerle emanet etsen, onu sana (eksiksiz) iade eder. Fakat onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet etsen, tepesine dikilip durmadıkça onu sana iade etmez. Bu da onların, “Ümmîlere karşı (yaptıklarımızdan) bize vebal yoktur” demelerinden dolayıdır. Onlar, bile bile Allah’a karşı yalan söylerler. 16 Âl-i İmrân Sûresinin 78 . Ayetinde AYET: ''Onlardan (Kitap ehlinden) bir grup var ki, Kitab’dan olmadığı halde Kitab’dan sanasınız diye (okudukları) Kitap’tanmış gibi dillerini eğip bükerler ve, “Bu, Allah katındandır” derler. Halbuki o, Allah katından değildir. Bile bile Allah’a karşı yalan söylerler.'' Âl-i İmrân Sûresinin 94 . Ayetinde AYET: '' Artık bundan sonra Allah’a karşı kim yalan uydurursa, işte onlar zalimlerin ta kendileridir. Âl-i İmrân Sûresinin 137 . AyetindeAYET: ''Sizden önce(ki milletlerin başından) nice olaylar gelip geçmiştir. Yeryüzünde gezin dolaşın da yalanlayanların sonunun nasıl olduğunu bir görün.'' Allah (cc) Kur’an-ı Kerim’de yalancılardan şöyle bahseder: ‘’Nihayet, Allah’a verdikleri sözden döndüklerinden ve yalan söylediklerinden dolayı Allah, kendileriyle karşılaşacakları güne kadar onların kalbine nifak (iki yüzlülük) soktu.’’(Tevbe,77) ‘’Kahrolsun o yalancılar.’’ (Zariyat,10) “İslam’a çağırıldığı halde Allah’a (cc) karşı yalan uydurandan daha zalim kim olabilir.” (Saf,7)
|