Bugün ne oldu?
  Mafil TAVLİ;
  Fındıkta Kötü Gidişatın Ned...
 
Dedem fındık bahçesine öküz arabası ile gidiyordu ben traktör ile, dedem fındık altını tırpan ile biçiyordu ben tırpan motoru ile biçiyorum....
  oku
  tüm yazarlarımız için tıklayınız
 
• Fikir Köşesi
 
• Kıssadan Hisseler
 
• Köşe Yazıları
 
• Röportajlar
 
• Güzel Türkçemiz
 
• Tüm Şiirler
 
• Tarihi Konular
 
 
izlenme: 1629 
bir üst kategoriye çık
|
Bid'at Nedir ? Ne Değildir? 18/02/2015
Fikir Köşesi › Fıkıh Köşesi ›
Bid'at Nedir ? Ne Değildir?
Lonca Doğalgaz

BİD’AT NEDİR? NE DEĞİLDİR?

    Sayın okurlarım bizler her konuda ifrat ve terfide düşüyoruz. Ya hep, ya hiç orta yolumuz hiç yok. Bidat konusu da aynı; bir kısmımız her sonradan olan şey bidattır. Bir kısmımız ise her sonradan olan şey doğrudur. Kabul ederek kendi iddiamızı ispatlamak için ayet, hadis ve şeri delil arıyoruz.

 Eğer her sonradan olan her şey bidat ise Kuran-ı Kerime sonradan hareke,durak koyulması, tecvit ilmini nasıl izah edeceğiz.

Mesela  Hz Peygamber (sav.)’in zamanında olmayan, uçak, elektrik, bilgisayar, telefon, televizyon ve internet gibi . Aynı şekilde ezanın daha uzaklara ulaşmasını sağlayan minare ve hoparlör gibi vasıtaları bidattır diye kabul etmeyecek miyiz? Nitekim bütün bunlar bidat kabul edildiği için fenni,sınai,teknoloji,v.b ilimlerde Müslümanların geri kalmasının sebebi bu değil midir.?

  Sayın okurlarım bu konuda çok güzel bir örnek vermek istiyorum. Olmuş bir olay. Bundan yaklaşık 20 yıl önce haberlere konu olan bir olay. Erzurumlu bir alim Mekkede yaşıyor. Kabe imamı ile arkadaş oluyor.Arkadaşıyla Erzuruma  geliyorlar. Arkadaşına diyor ki hocam Erzurum soğuktur. Sıkı giyinmelisiniz. Kabe imamı olmaz diyor. Peygamberin giydiği kıyafetten başka kıyafet giymek bidattır; Diyor ve kabul etmiyor.Erzurum havaalanına geldiklerinde tabi dondurucu soğuğa dayanamıyor. Arkadaşına diyor ki. Getir bana kalın giyecekler donacağım. Vallahi peygamberimiz de buraya gelse kalın giyinirdi.

Herhangi bir sünnetin yapılmasına imkân tanıyan ve kolaylaştıran teknolojik âletler ve zamanın şartlarına ve ihtiyaçlarına göre meydana gelen yenilikler, müesseseler, fennî keşifler ve ilmî buluşlar bidat olmadığı gibi, maddi ve manevi ilerleme vesilesidir. Çünkü Rabbimizin ilk indirdiği ayet bunu emreder.

AYET: (Alak 1-5). “Yaratan Rabbinin adıyla oku. O insanı bir kan pıhtısından (rahim cidarına yapışan bir hücreden) yarattı. Oku, çünkü Rabbinin lütuf ve cömertliği sonsuzdur. Kalemle yazmayı öğreten O dur.”

  Bu ayette Rabbimizin Peygamberimize ve tüm insanlara ilk emri okumayı ve yazmayı emrettiği halde nasıl oldu da, Müslümanlar bu ayeti görmezden gelip. Her yeniliği bidat görüp karşı çıktılar ve müslimanların geri kalmasına,cahil kalmasına ve yüzyıllardır. Savaşlar,acılar,yokluklar içinde sürüm sürüm sürünmemize neden oldular.

 

Eğer sonradan olan her şey serbest ise şu ayeti nasıl yorumlayacağız.

AYET:(Zümer-3)’’ Dikkat et, hâlis din yalnız Allah'ındır. O'nu bırakıp kendilerine bir takım dostlar edinenler: Onlara, bizi sadece Allah'a yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz, derler. Doğrusu Allah, ayrılığa düştükleri şeylerde aralarında hüküm verecektir. Şüphesiz Allah, yalancı ve inkârcı kimseyi doğru yola iletmez.’’

   Bu ayette Allaha yaklaştırıyor bizi bahanesiyle Allahtan başkasından yardım isteyenler. Mesela Türbelerden, şeyhlerden,yatırlardan,alimlerden yardım isteyenlere Türbe ve Yatırlardan medet umanlara, orada kurban kesenlere, mum yakanlara ne diyeceğiz.

 Dinin emretmediği, fakat daha dindar olayım diye ruhbanlık yapan,kafalarına göre ibadet ve taatleri arttıran kişileri yasaklayan şu ayeti nasıl yorumlayacağız. Bkz. İSLAMDA RUHBANLIK YOKTUR

AYET: (Hadid-27)” Uydurdukları ruhbanlığa gelince onu biz yazmadık. Fakat kendileri Allah rızasını kazanmak için yaptılar. Ama buna da gereği gibi uymadılar. İçlerinden çoğu yoldan çıkmıştır’’. Bu amaçla işlenen bidatları

Mesela: Allahın emretmediği ibadetleri, Allahın emri gibi yapanları, veya Allahın emirlerini kendine göre çoğaltanları, müstehap olan ibadetleri, farz gibi sayarak devam edenleri, mübah(yapılmasında herhangi bir sakınca olmayan) olan işleri kendine yasaklayanları. Allahın helal kıldığı şeyleri kendine yasaklayanları. haram kılanları. Özetle dinin emretmediği şeyleri dinin emri imiş gibi yerine getirenleri. Ve dinin yasaklamadığı şeyleri kendilerine yasak edenleri ne yapacağız.

   Öyle ise, Hz. Peygamber (sav.)’den ve onun ashabından sonra ortaya çıkan her yeni şeyi bidat diye reddetmek veya kullanmamak İslam’ın ulviyeti ile asla bağdaşmaz.

 Bid’atçıların bir kısmı Kur’an’a ve Sünnet’e aykırı inanç ve amelleri uydurup İslâma sokarlar, onları İslâmdanmış gibi sunarlar. Bazıları da İslâmı daha iyi yaşamak, daha dindar müslüman olmak amacıyla yeni ibadet ve inanış türleri uydururlar. Her iki tutum da yanlıştır. İnsanlara düşen görev, İslâmın eksikliklerini bulup kendi akıllarınca o eksiklikleri gidermek değil; İslâma hakkıyla teslim olduktan sonra ellerinden geldiği kadar onu yaşamaktır. Unutmamak gerekir ki hiç kimse İslâmı Hz. Muhammed’den daha güzel yaşayamaz, O’ndan fazla dindar olamaz.

Bid’at kavramının kendisi gibi ‘güzel bid’at, kötü bid’at’ tanımları çok net değildir. Hangi inanış, hangí amel ve adet bid’at’tır, hangisi güzeldir, hangisi kötüdür? Bu gibi değerlendirmeler kişilere ve kültürlere göre değişebilir. Bid’at’ın sınırlarını kim ve nasıl çizecek? Tarihte ve günümüzde hemen hemen her grup (hizip) kendi düşündüğünün ve yaptığının doğru, diğerlerinin yaptıklarını yanlış görmektedir. Herkes görüşlerini ve eylemlerini Kur’an ve Sünnete dayandırma iddiasındadır. Hiç kimse de yaptığının bid’at olduğunu kabul etmez.

Onun için bu konuda da dikkatli olmak ve her şeye bilmeden ‘bid’at’ deme, ya da o şey gerçekte bid’at ise onu da İslâmdan sayma yanlışlığına düşmemek gerekir. Kur’an’ı ve Hz. Muhammed’in yaşayıp tebliğ ettiği Din’i iyi bilirsek; bid’atleri daha iyi tanıyabiliriz. Peygamberimizden sonra ortaya çıkan bütün fikirlere, icatlara, kurumlara, yani her şeye kavram anlamında bid’at demek yanlış olduğu gibi, din kılıfı geçirilmiş şeyleri de kabul etmek mümkün değildir.

AYET:(Ali İmran-31)’’ (Resûlüm!) De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir.’’

AYET:(Enam-153)’’ Şüphesiz bu, benim dosdoğru yolumdur. Buna uyun. (Başka) yollara uymayın. Zira o yollar sizi Allah'ın yolundan ayırır." İşte sakınmanız için Allah size bunları emretti.

AYET:(Nisa-59)’’ Ey iman edenler! Allah'a itaat edin. Peygamber'e ve sizden olan ülül emre (idarecilere) de itaat edin. Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz Allah'a ve ahirete gerçekten inanıyorsanız, onu Allah'a ve Resûl'e götürün (onların talimatına göre halledin); bu hem hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir.’’

AYET:(Enam-38)’’ Yeryüzünde yürüyen hayvanlar ve (gökyüzünde) iki kanadıyla uçan kuşlardan ne varsa hepsi ancak sizin gibi topluluklardır. Biz o kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Nihayet (hepsi) toplanıp Rablerinin huzuruna getirilecekler.’’

AYET:(Yunus-32)’’ İşte O, sizin gerçek Rabbiniz olan Allah’tır. Artık haktan (ayrıldıktan) sonra sapıklıktan başka ne kalır? O halde nasıl (sapıklığa) döndürülüyorsunuz?’’

AYET: (Enam-153)’’ Şüphesiz bu, benim dosdoğru yolumdur. Buna uyun. (Başka) yollara uymayın. Zira o yollar sizi Allah'ın yolundan ayırır. İşte sakınmanız için Allah size bunları emretti.’’

"Kim benim bir sünnetimi ihya ederek insanların onunla amel etmelerine vesile olursa, o insanların kazanacağı sevaplardan hiçbir şey eksiltmeden onların sevaplarının bir katını almış olacaktır. Kim de bir bid'at icat ederek onunla amel edilmesine sebep olursa, o bid'at ile amel edenlerin yüklenecekleri günahlardan hiçbir şey eksiltmeden onların günahlarının bir katını yüklenmiş olacaktır." (İbn Mâce, Mukaddime, 15)

Bu ayet ve hadislerin ışığında bir tarif yapacak olursak; Bid’at ve Hurafe: ” Dinde olmadığı halde sonradan uydurulan, inanç ve ibadete yönelik hususlar” demektir ki, O da sapıklığın ta kendisidir.

 Bununla beraber, inanç ve ibadetleri değiştirmemek, azaltmamak ve çoğaltmamak kaydıyla dine uygun çığır açmakta  sakınca olmadığı izahtan varestedir. Örnek; Kubbeli cami inşa etmek, minare yapmak, cuma ve cenaze salası okumak,mevlid okumak, tesettüre riayet etmek şartıyla iklim şartlarına göre elbise giymek ve benzeri hususlardır. Bunlar inanç, itikat, ahlak ve muamelata aykırı olmayan hususlardır ki, bid’at sayılmazlar.

  Şunu da kaydetmekte yarar var; İlmi ve fenni alandaki yenilikler bid’at ve hurafe sayılmaz. İslam ilmi araştırmaları teşvik ve tavsiye etmiştir

AYET: (Yunus-5)” Güneşi ışıklı ve ayı nurlu yapan; yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için, aya konak yerleri düzenleyen O'dur. Allah bunları ancak gerçeğe göre yaratmıştır; bilen millete ayetleri uzun uzadıya açıklıyor.’’

 Bilimsel ve teknolojik araştırmalar yapmak,Binalar, fabrikalar,yollar,köprüler yapmak; Düşmanlara karşı çağın gereği silahlar hazırlamak bazılarının iddia ettiği gibi Bid’at  değil, aksine görevdir. İlim Çin’de dahi olsa onu gidip öğrenin diyen Allah elçisi bu gerçeği çok veciz bir tarzda vurgulamaktadır.

    Dinimize sonradan sokulan o kadar çok Bid’at,Hurafe ve yanlış uygulamalar var ki, hepsini burada sayıp dökmemiz mümkün değil, Ancak Dini yönden çok sakıncalı bulduğum hususları sırasıyla değerlendirmeye çalışacağım.

 -Tek celsede şahit olmadan erkeğin eşine ” Boş ol” demesiyle eşin boşandığına hükmetmek;

  Tamamen İslam Boşanma Hukukuna aykırı, yanlış bir uygulama. -Yine bir celsede “Üçten dokuza boş ol ” diyen erkeğin karsını üç talak, yani Talakı Bain (dönüşü olmayan kesin boşama) ile boşamış kabul ederek tekrar birleşmeleri için hulle yoluna baş vurulması.

 Bunun doğru olmadığı Bakara 229. ayette beyan edilmektedir.

-Hulle yapılması; Dinimize ters, İslam Hukukuna aykırı ama tarihte uygulanmış cahilce bir işlem!

B.K.N İSLAMDA BOŞANMA

 -İskat-ı Salat; Ölen kişinin kılmadığı namaz borçlarını fidye vererek düşürmek. Kitap ve sünnetten hiçbir dayanağı yoktur.

  -Cenazeyi alkışlayarak uğurlamak,

 AYET:  (Enfal-35)  “Müşriklerin, Kabenin yanındaki ibadetleri ıslık ve alkıştan ibarettir.”

Ölünün arkasından ağıtlar yakmak.

  -Dinler arası diyalog

  -Cincilik,üfürükçülük,

  -Ateşe su dökülürse cin çarpacağına inanmak,

  - Yiyeceklerin ağzı kapatılmazsa onlardan cinlerin yediği anlayışı,

 - Türbe ve Yatırlardan medet ummak, orada kurban kesmek, mum yakmak

 - Sünnet olan çocuğun acısını azaltmak amaçlı annesi ve komşu kadınların orada oklava çevirmesi,

  -Yeni doğan çocuğun dindar olmasını sağlamak için göbek bağını cami avlusuna gömmek,

 - Konuşamayan çocuğun konuşmasını sağlamak amacıyla cuma namazından sonra cami anahtarını müezzinin çocuğun ağzına sokarak kapı açar gibi çevirmesi,

 - Yürüyemeyen çocuğun ayaklarına ip bağlayarak, cuma namazından ilk çıkan kişiye kestirmek,

 -Yeni doğan çocuğu kırkı çıkmadan evden çıkarmamak ve kimseye göstermemek,

 - Boyu ölçülen çocuğun cüce kalacağına inanmak,

 -Çocukların üzerinden atlanıldığında boyunun uzamayacağına inanmak,

 -Çocuğu olmayanlara deve dili ve eti yedirmek,

- Gelinin kucağına erkek çocuk verilince, erkek çocuğu olacağına inanmak,

-Kurban bayramında kurban kesilinceye kadar bir şey yiyip içmeyerek, Kurban etiyle iftar edilmesi ilmihal kitaplarında tavsiye edilmektedir. Halbuki, Veteriner hekimler; etin en az sekiz saat dinlendirilmeden yenilmesinin doğru olmadığını belirtmektedirler. Hangisine inanmalıyız? Tabi ki, Veteriner Hekime.

 -Cenazelere çelenk, Cenaze evinin önüne çiçekler ve güller yığmak, 

 - Mezara konulup, üstü örtülen cenazeye telkin okumak,

 - Türbe ve Yatırlardan medet ummak, orada kurban kesmek, mum yakmak,

 - Cenaze çıkan ev de dahil olmak üzere o mahallede bulunan evlerin bütün sularının dökülmesi,azrailin kanlı kılıcını bu sularda yıkadığına inanılmaktadır.

  - İki Bayram arasında nikah yapmanın caiz olmadığı inancı,

 - Kurban kesilince kanından alınlara sürme inancı,

  -Salı günü yolculuğa çıkmama inancı,

 - Gurbete  veya uzun yolculuğa çıkan yolcuların arkasından su dökme inancı,

 -Ilımlı İslam safsatasına inanmak,

 - İslamofobi düşüncesi,

 

Allah'a dayan saye sarıl hikmete râm ol

Yol varsa budur bilmiyorum başka çıkar yol

Allah'a dayan gâyene tevfikini versin

Kur'an'a sarılmazsan eğer ye'se  düşersin.

 

[Mehmet AKİF ERSOY]

 
Düzce Rehberim Hata Raporlama: İçerikle İlgili Bir Hata Varsa Lütfen Raporlayın!
 
geri dön
sayfa başı
tüm konular
yazdır
tavsiye et
|
Yorum Bırakın
  SON EKLENENLER
İslamda Komşu İrfan AKDOĞAN  
İslamda Yemin İrfan AKDOĞAN  
Rızkı Veren Allah'tır İrfan AKDOĞAN  
İslamda Vicdan İrfan Akdoğan  
Dilenmek Haramdır İrfan Akdoğan  
İslamda Çalışmak İrfan Akdoğan  
Arkadaş, Arkadaşlık İrfan Akdoğan  
Borç Vermenin Fazileti İrfan Akdoğan  
Helalleşmeden Ölme İrfan AKDOĞAN  
Hüsnü Zan (İyiye Yorumlama) & Sui Zan (Kötüye Yorumlama) İrfan AKDOĞAN  
Gerekçesi Ne Olursa Olsun Terör ve İslam Yan Yana Olamaz İrfan AKDOĞAN  
İslamda Beddua İrfan AKDOĞAN  
Peygamberimizin Veda Hutbesi İrfan AKDOĞAN  
İnsanlarla Alay Etmek, Allah ile Alay Etmektir İrfan AKDOĞAN  
Kadir Gecesi ve Önemi İrfan AKDOĞAN  
Dedikodu Büyük Günahtır İrfan AKDOĞAN  
İslamda Merhamet İrfan AKDOĞAN  
Dargınları Barıştırmak Farzdır İrfan AKDOĞAN  
İslamda Tövbe İrfan AKDOĞAN  
Ana Baba Hakkı İrfan AKDOĞAN  
 
 
tümü